“NASIL BİR EĞİTİM, NASIL BİR OKUL?”

UTESAV tarafından MÜSİAD Genel Merkezi’nde “İdeal Eğitim Modeli” gündemli beyin fırtınası toplantısında konuşan Hasan Köse“ Çok bina yaparak son on yılda eğitimde iyi işler yaptık dedik fakat Ashab-ı Suffa Kerpiç evlerde eğitim ve öğretim yaptı” dedi

“NASIL BİR EĞİTİM, NASIL BİR OKUL?”

Uluslararası Teknolojik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından MÜSİAD Genel Merkezi'nde "İdeal Eğitim Modeli" konulu beyin fırtınası toplantısı düzenlendi.

Birçok akademisyen ve eğitimcinin katıldığı toplantının giriş konuşmasını UTESAV Mütevelli Heyeti Başkanı İsrafil Kuralay yaptı. UTESAV faaliyetleri hakkında bilgiler veren İsrafil Kuralay daha sonra eğitimle ilgili şimdiye kadar yapılanların ekseriyetle soyut çalışmalar olduğunu söyledi. Bu çalışmaların da yetersiz olduğunu ifade eden Kuralay, bu ihtiyacın bir an önce giderilerek "Hangi eğitim, nasıl bir eğitim?" sorularının cevaplanmasının gerektiğini ifade etti.  Mimariden müfredata kadar bizim medeniyetimize ait bir eğitim sistemi geliştirmenin imkânını sorgulayan İsrafil Kuralay, teori ile pratik arasında bir bağ kurulmasının gerekliliğini vurguladı.

"Nasıl bir eğitim, nasıl bir okul?" sorularına cevap aranan toplantının moderatörlüğünü Nihat Alayoğlu yaptı. Alayoğlu'nun yönelttiği sorular doğrultusunda ilk sözü alan Halis Ayhan öğretim yöntemlerindeki problemlere dikkat çekti. Eğitimin merkezine neyin yerleştirildiğinin başlıca rol oynadığını ifade eden Halis Ayhan öğrenen merkezli eğitimin önemini vurguladı. Konuşmasını tarihi anekdotlarla örnekleyen Ayhan, müspet ilimler ile dini ilimler arasında denge kurulması gerektiğini söyledi. Eğitimde tartışma ve sorgulamanın önemine dikkat çeken Halis Ayhan, müfredatın hazmedilerek ilerlenmesi gerektiğini ifade etti.

Halis Ayhan'ın ardından sözü alan Hüseyin Emin Sert evvela problemin doğru tespit edilerek işe başlamak gerektiğini söyledi. Eğitim sisteminde başlıca sorunun insani muamele olduğunu ifade eden Sert, "kabiliyetin keşfi" yöntemi ile bu sorunun aşılabileceğini söyledi. Ticari temelli eğitime yatırımdan ziyade insan merkezli eğitime yönelmeyi salık veren Hüseyin Emin Sert, öğretileni doğru yöntemlerle test edilmesinin önemini vurguladı.

Halis Yunus Ersöz eğitim sistemi geliştirilirken Allah rızasının öncelenmesi gerektiğini ifade etti. Değerler eğitiminin akademik eğitimin arkasında kalması gerektiğini söyleyen Ersöz, hassasiyetlerin giderek kaybolduğunu kaydetti. Akıl ve beden merkezli eğitim siteminden ruh ve maneviyat merkezli eğitim sistemine yönelme ihtiyacına vurgu yapan Ersöz Batı tasallutundan kurtulma ihtiyacının aciliyetine işaret etti.

Ardından sözü alan Osman Sezgin eğitim meselesinin evrensel bir sorun olduğuna dikkat çekti. Zevk merkezli ve kullan-at mantığının hâkim olduğu mevcut eğitim sistemini dünyadan örnekler vererek anlattı. Eğitimde kelime ve kavramların önemine dikkat çeken Sezgin, "Batı'nın kavramları ile konuşmamalıyız" dedi. Eğitimin unsurlarını insan, zaman, mekân, araç-gereçler ve planlama olarak özetleyen bu unsurların her birinin kuşatılması gerektiğini ifade etti.

Mustafa Özen ilkokuldan itibaren özgüven ve özgür düşüncenin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. "Başka ülkelerden ve kültürlerden insanlarla tanışma ve bulunma ortamları oluşturulmalı" diyen Özen davranışta değil düşüncede disiplin olması gerektiğine dikkat çekti. Araştırmacı kimliğin oluşturulmasını vurgulayan Özen tüm sistemi değiştirmekten ziyade kaliteli bir örneklik göstermenin hedeflenebileceğini söyledi.

 

Adnan Yüksel eğitimcilerin eğitilmesinin önemine dikkat çekti. " Öğrencide özgüven ve kaliteyi önemseyerek rehberlik etmeli" diyen Yüksel hastalıkların ve sorunların çevreden kaynaklandığını hatırlattı. Görmek ve gördüğünü anlamanın önemine dikkat çeken Yüksel,  ABD'de üniversitelerin ekonomiye katkısının %40, ülkemizde ise %5 olduğunu kaydetti.

Eğitimde adalet duygusunun önemine dikkat çeken Hasan Köse "Çok bina yaparak son on yılda eğitimde iyi işler yaptık dedik. Ashab-ı Suffa Kerpiç evlerde eğitim ve öğretim yaptı" dedi. Bugünkü sistemin hafızayı ölçmekten ibaret olduğunu söyleyen Köse, "Deha potansiyeli olmayanlar Osmanlı'da kapıcı dahi olamıyordu" dedi. Köse, son olarak öğrencilerin mesleğe değil alanlara yöneltilmesi gerektiğini söyledi.

Eğitimin merhalelerine dikkat çekerek sözlerine başlayan Hanifi Parlar üretkenliğin artırılması gerektiği vurgusu yaptı. "Yaşanılan çağa göre bir eğitim sistemi kurgulanmalı" diyen Parlar, müfredat ve öğretim metotları üzerine düşünme ihtiyacına vurgu yaptı.

Ardından sözü alan Yüksel Kanar şu an İslam dünyasının en büyük sorununun batı merkezcilik olduğunu hatırlatarak söze başladı. Sömürgecilik faaliyetleri sonucu kurulan bilimlere dikkat çeken Kanar, şekli olarak iyi fakat içeriksiz okullara sahip olduğumuzu söyledi. Hakim tarih anlatısında İslam'ın yeri olmadığını söyleyen Kanar, yerli olana daha fazla rağbet edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Batılı aklın terk edilmesi gerektiğini ifade eden Kanar, aşağılık kompleksinden kurtularak "İslam felsefesinin bilgi kaynaklarını incelemeliyiz" dedi.

Son olarak söz alan Melike Günyüz, ailenin eğitimin içine çekilmesi gerektiğini söyledi. Modern dönemde ailenin temelini oluşturan kadınların yaşadıkları zorlukları anlattı.

Bu konuşmaların ardından mesele farklı veçheleri ile tartışıldı. Sonuçları daha sonra kamuyla paylaşılacak olan beyin fırtınası toplantısı, yapılan genel değerlendirmelerin ardından sona erdi.