“Selçuklu’yu Anlamak: Van Gölü Havzasında Selçuklu İzleri”

UTESAV tarafından bu akşam gerçekleştirilen 20. Haliç Buluşması’nda, Doç. Dr. Abdülhamit Avşar ile “Selçuklu’yu Anlamak: Van Gölü Havzası’nda Selçuklu İzleri” konusunda konferans gerçekleştirildi.

 “Selçuklu’yu Anlamak: Van Gölü Havzasında Selçuklu İzleri”

 

MÜSİAD Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen sohbete MÜSİAD ve UTESAV üyeleri, muhtelif basın organlarının yöneticileri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin yöneticileri, iş adamları ve akademisyenler katıldı.

 

Konferansın açılış konuşmasını yapan UTESAV Mütevelli Heyeti Başkanı İsrafil Kuralay, "Bizler tarihimiz dendiğinde daha çok Osmanlı'yı hatırlarız, Osmanlı'dan söz ederiz, Osmanlı ile övünürüz, evet övünmemiz de gerekiyor ama nedense Osmanlı öncesine pek gitmeyiz. Tarihte bir de Selçuklu dönemi var; medeniyette, sanatta ve estetikte İslâm'ı yaymakta çok büyük hizmetler yapmış bir devlet. Hatta Anadolu'da birçok tarihi eser görürsünüz, onların Osmanlı'ya ait olduğunu sanırsınız; fakat birçoğu Selçuklu'ya ait eserlerdir. Hatta kendi memleketim olan Erzurum'da Selçuklu'ların en önemli eserlerinden Çifte Minareli Camii ve Medrese vardır." dedi.

20. Haliç Buluşması'nın konuğu Doç. Dr. Abdülhamit Avşar konuşmasında, "Selçuklu'yu Anlamak: Van Gölü Havzasında Selçuklu İzleri" adlı bir sunum gerçekleştirdi. Avşar, mart ayında TRT ekranlarında yayınlanacak olan "Van Gölü Havzası'nda Selçuklu İzleri" belgeselinin çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.

Avşar,  sunumunda bugünü anlamak için önce Selçuklu'yu anlamak gerektiğini vurguladı. Bu projeye 3 yıl önce başlayan konuğumuz, Selçuklu'nun sadece mimarisini değil, yörede bıraktığı kültürel izlerini de araştırdıkları ve hala devam eden geleneklerin olduğunu vurguladı. Selçukluların İslam'ı kabulleri ve İslam'a katkılarına da dikkat çeken Avşar, Bağdat fatihinin bile halife karşısında diz çöküp biat ettiğini, siyasi gücünü İslam'ın karşısında hiçe saydığını ve bu mütevaziliği sayesinde "Rükneddin" yani dinin yardımcısı unvanına layık görüldüğünü sözlerinde belirtti.

Son olarak Selçuklu'nun o zamanlar bir kardeşlik havzası oluşturduğundan bahseden Avşar, Selçuklu'nun renk, dil, ırk ve kültür ayrımı yapmadan bir kardeşlik iklimi içinde yaşadıklarını ifade etti. Sunumun ardından ise, katılımcıların sorularını cevaplayarak programın kapanışı yapıldı.